Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hayallerim

Yazma sevgisini bir tık daha ciddiyetle yapmak adına Blog sayfası açtım. Artık kaleme aldığım yazılarımı burada yayınlayarak farklı bir platformdan ilerlemek istiyorum. Önceden linkedin aracılığıyla paylaşımda bulunuyordum. Başkalarının ürettiklerini okuyup, beğenip yorumlarda bulunuyordum. Sonra bir gün neden bende içerik üretmeyeyim ki diye düşündüm. Ve bu yolculuğa bu şekilde başlamış oldum. Başkalarının düşüncelerini okumakta güzel ama birazda ben yazmak istedim. Bu konuyla ilgili herhangi bir eğitimim ya da iddiam yok. Sadece okumayı seviyorum. Bir de birkaç arkadaş desteğiyle gaza gelerek başladığım, içine girince ne kadar zenginleştiğimi fark ettiğim bir oluşum oldu. Kendini geliştirmenin yaşı yok nede olsa . Yaşam bir çalışma döngüsünde ama kendi zevklerimize, hayallerimize yer vermemiz, kendimize zaman ayırmamız da gerekiyor. Çoluk çocuk derken bir koşturmacadır gidiyor. Yıllar nasıl geçiyor anlamıyoruz bile. Yapmak isteyip de yapamadıklarımız, sürekli ertelediklerimiz uzak...

Kronik Mutsuzluk

  E trafımızda özellikle genç kuşağın içinde bulunduğu, hiçbir tatmin duygusu barındırmayan ‘ruhsuzlaşmış’ kişiler bulunuyor mu?  Evet dediğinizi duyar gibiyim. Çevremizde öfke patlamaları yaşayan, sürekli olduğu durumdan şikâyet eden insanlar hep vardı. Son zamanlarda sanki sayısı çok arttı ve kronikleşti. Bunun sebebinin teknolojinin etkisiyle insanlar arası iletişimin (yüz yüze) azalması olduğunu düşünüyorum. Sürekli bilgisayar başındaki çocuklar, gençler sosyalleşemediği için farkında olmadıkları bir mutsuzluk sarmalının içine giriyorlar. Küçük şeylerden mutluluk duymadıkları gibi büyük sevgi ve ilgi gösterileri bile onlar için sıradanlaşıyor. Ayrıca negatif odaklı bakış açısı da bu durumu tetikliyor. İçinde bulunduğumuz Pandemi sürecinde sosyal mesafemizin zorunlu olarak arttığı bu dönemde kaygı ve belirsizlik durumlarının çoğalmasıyla birlikte ‘kronik mutsuzluk’ vakalarının maalesef artacağı bir gerçek. Tabi ki her zaman mutlu olmayacağız. Sürekli mutlu olma algısı...

Audrey Hepburn

  İki yıl önce gittiğim İstanbul’da ki Madame Tussauds Müzesinde en çok ilgimi çeken ve beni kendine hayran bırakan görseldi. Audrey Hepburn’ü zerafet kelimesinin karşılığı olarak görüyorum. Sanatına, duruşuna ve sadeliğine hayran kaldığım efsane kadın. Herkesin bu hayatta en beğendiği yada idol aldığı insanlar vardır. Ben,  Audrey Hepburn ve Julia Roberts’ı çok beğenirim.  J Fiziksel görünüşün insanlar üzerindeki etkileri yadsınamaz bir gerçektir. İnsanların fiziksel görünümü ile ruhsal dünyaları ve nasıl bir kişi oldukları hakkında bilgi edinip edilemeyeceği tartışmalı bir konudur. Sosyal Psikoloji de “ Halo Etkisi”  teorisi de fiziksel çekiciliğin  kişiler üzerindeki etkisini açıklayan bir kavram olarak doğmuştur. Dış görünüş ilk izlenim için önemli bir unsurdur. Ama tek başına yeterli değildir. Onu karakterimiz ve duruşumuzla şekillendirip, değerlerimizle harmanlayıp, tutum ve davranışlarımızla toplum içine sunuyoruz. İnsanı insan yapan idealleri, duruş...

Dünya Kız Çocukları Günü

  Dünya Kız Çocukları Günü her yıl 11 Ekim’de dünya çapında kutlanan bir gündür. 2012’de Birleşmiş Milletler tarafından alınan bir kararla, kız çocuklarının cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldığı eşitsizlik konusundaki farkındalığın artırılması amacıyla kutlanmaya başlanmıştır. Bende bir kız çocuğu annesi olarak bugünün kutlanmasından dolayı hem mutluyum hem de hüzünlüyüm. Keşke cinsiyet ayrımcılığı olmasa da çocuklarımız eşit şartlarda büyüseler, böyle özel günlere de ihtiyaç duymasak. Günümüz dünyasında kadın olmak gerçekten zor. Özgürlüğünün kısıtlandığı, sınıflandırıldığı, aşağılandığı ve suçun hep kendisinde kaldığı kişi maalesef hep kadındır. Bu düşüncede olan hasta ruhlu insanlarla yaşamak zorunda kalıyoruz. Bilincin çok yükseldiği şu son dönemde farkındalığın artırılmasına yönelik yapılan çalışmalar sonucunda artık olumsuz düşüncelerin değişeceğine dair inancım eskisine göre biraz daha arttı. Umarım hayalini kurduğumuz o  Mutlak Eşitlik ilke...

Stefan Zwerg

  Bucket list’imde yer alan bir madde de, büyük bir oda dolusu kitapları, kocaman kütüphaneme (henüz yok) kendi ellerimle yerleştirmek. Hayali bile güzel… Avusturyalı yazar Stefan Zwerg az sayfalara çok derin duygular ve tahliller yükleyen yazardır. Kitapları genelde herkes tarafından efsane bulunur. En bilinen (best-selling) kitaplarını okudum fakat daha okumadığım o kadar çok romanı ve biyografisi var ki umarım hepsini bitireceğim günler yakın zamanda gelir. JJ Kitaplarını okuduğunuzda Sigmund Freud ve psikoloji biliminden etkilenmiş olduğunu fark ediyorsunuz. Olağanüstü bir akıcılıkta ve özgün bir derinlikte anlatım içine çekiyor, o dönemde ve o olaylar örgüsünde buluyorsunuz kendinizi. Kitaplarının kısa olduğuna bakmayın, sindirmek bazen birkaç ciltlik kitap okumak kadar uzun sürer. Stefan Zweig okuyanlar bilir, Zweig'in bir kitabını okuyan kişi artık iflah olmaz ve bütün kitaplarını bitirmek için çabalar. Adeta bir Amok Koşucusu gibi... Zweig'in hayatı da birçok yazar gib...