Çevremizde öfke patlamaları yaşayan, sürekli olduğu durumdan şikâyet
eden insanlar hep vardı. Son zamanlarda sanki sayısı çok arttı ve kronikleşti.
Bunun sebebinin teknolojinin etkisiyle insanlar arası iletişimin (yüz yüze)
azalması olduğunu düşünüyorum. Sürekli bilgisayar başındaki çocuklar, gençler
sosyalleşemediği için farkında olmadıkları bir mutsuzluk sarmalının içine
giriyorlar. Küçük şeylerden mutluluk duymadıkları gibi büyük sevgi ve ilgi
gösterileri bile onlar için sıradanlaşıyor. Ayrıca negatif odaklı bakış açısı da bu durumu tetikliyor. İçinde
bulunduğumuz Pandemi sürecinde sosyal mesafemizin zorunlu olarak arttığı bu
dönemde kaygı ve belirsizlik durumlarının
çoğalmasıyla birlikte ‘kronik mutsuzluk’ vakalarının maalesef artacağı bir
gerçek.
Tabi ki her zaman mutlu olmayacağız. Sürekli mutlu olma algısı da yanlış (yeniçağın direttiği antidepresan
etkisi) yaşamın bize sunduğu her duyguyu zamanla yaşayacağız. Önemli olan sürekli
hale getirmemek için uğraşmak. Lord Byron’un da dediği gibi ‘insan tebessümle gözyaşı arasında gidip
gelen bir sarkaçtır.’
Hem kendimizi hem çocuklarımızı bu durumdan uzaklaştırmak
için iletişimin çok önemli olduğunu
vurgulamak istiyorum. Kişinin hayatındaki dostları, arkadaşları, bulunduğu çevre,
çocuklarımızla kaliteli vakit geçirme çabaları belki de kendimizce bu durumdan
korunmamıza neden olur. Kaç yaşında olursak olalım çocuk ruhunda kalabilmek,
küçük şeylerden mutluluk duyabilmek için uğraşalım. Etrafımızda bizi
destekleyen ve olumlu düşünmeye sevk eden insanlar bulunduralım. Herkese bol kahkahalı ve bol gülümsemeli günler
diliyorum. Ne demiş büyüklerimiz ‘hayatı eğlenerek yaşamak istiyorsan
kalbini hep çocuk tut.’
Burcu ATILGAN

Yorumlar
Yorum Gönder