Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Linç Etmek

Günümüz vebası olarak nitelendirilen linç kelimesi, 1736-1796 yıllarında yaşayan Charles Lynch’in soyadından gelmektedir. Lynch, Amerikan bağımsızlık savaşı sırasında İngilizlerden yana olanları cezalandıran düzmece mahkemenin başkanıdır. Keyfi olarak uyguladığı acımasız yaptırımlarıyla ünlüdür kendisi. Maalesef bizler de, karşısındakini yok etmek için kullanmıyor muyuz bu durumu? Eleştirmeyi ve yargı dağıtmayı seven insanlarımız son zamanlarda oldukça arttı. Kendi gibi olmayana hiç saygısı olmayan bu hadsiz kişilerin psikolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Çünkü mutlu insan, kendi ile ilgilenen ve çevresini de mutlu eden insandır . Bu sorunlu kişilerin çocukluğuna inip travmalarını bulmak lazım. Fazla meraklı olmak çok tehlikeli bir durumdur .💣 Farkındalığı yüksek insanların kendi özüyle ilgili anlam arayışları vardır. Kendini bulmaya ve nasıl gelişebilirim diye kafa patlatmaya meyillidirler. Bu kendini boşlukta hisseden insan grubu ise mutsuzluğumu karşı tarafa nasıl geçirebi...

Duygusal Dayanıklılık

Yaşamın getirdiği zorluklar karşısında ne kadar dik durabiliyoruzu ölçmek zor bir süreçtir ama aynı zamanda dayanıklılık parametremizdir. Hayat her zaman planladığımız ve kontrol ettiğimiz gibi akmıyor ne yazık ki.. Zaman zaman zorlukların tavan yapması durumunda, kalan yolculuğumuza devam edebilmek adına dirençli olmak zorundayız. Maalesef ki hepimiz aynı performans seviyesinde değiliz. Eğer hala tüm güçlükler karşısında ayakta iseniz ve kaldığınız yerden devam edebiliyorsanız kendinizi kutlayın ve alkışlayın. Duygusal dayanıklılık seviyeniz ortalamanın üstündedir. Bu da sizin güçlü bir psikolojiye sahip olduğunuzu, SERT RÜZGARLAR KARŞISINDA YILMADAN durabileceğinizi ve savaşma yetinizin yeterli olduğunun göstergesidir. İş ve özel hayatınızdaki başarı ve mutluğu beraberinde getirir. Son zamanların trend konularındandır  ‘’DUYGUSAL DAYANIKLILIK’’ ve ‘’YILMAZLIK’’ , İngilizcesi de  ‘’ Resilience ’’ olarak yazışmalarımıza dahil olmuştur. İş hayatında öyle anlarla karşılaşırız ki...

Kendine Ait Bir Oda

Virgina Woolf, bu kitabını 1929 yılında yazmıştır. Viktorya çağında kızların okula gönderilmediği bir dönemde yaşamış olan feminist yazarımız, kalemiyle bir başyapıta imza atmıştır. Yazdığı konu ile güncelliğini de hala korumaktadır. Aradan 92 yıl (bir asır) geçmesine rağmen hala kadın erkek eşitsizliğinin değişmemesi hatta daha da geriye gitmesi ne acı. Dünya değişti diyoruz, yakında hepimiz uzaya seyahat edebilir hala geleceğiz, dijitalleşme de evrim geçiriyoruz ama ilerlemeyen tek konumuz ‘ ’kadının toplumdaki yeri’. Kitapta çok fazla metafor var. Hayal gücünüzün derinliğine bağlı anlam farklılıkları olabilir. Yazarımız kadınların ekonomik özgürlüğünün önemine vurgu yapıyor. Kadının toplum tarafından geri plana itildiğini örneklerle anlatıyor. Yanlış anlaşılmasın amacı kesinlikle erkekleri ötekileştirmek ya da bastırmak değil, eşitliği sağlamak için farkındalık yaratmak. Ee birazda sitemde bulunmak hakkı… Shakespeare'in bir kız kardeşi olsaydı ve en az Shakespeare kadar ...

Etki Bırakan Kitap Önerileri

Kitaplar okuyuculara hikâyeler anlatır. Fakat bazı hikâyeler akılda bile kalmazken, bazısı ise yıllar geçse de hafızamızda yerini kaybetmez. Hatta bir başkası ile paylaşımda bulunmak için can atılır, heyecan duyulur. Bize değer katan, etkileyen kitaplar, listemizde hep üst sıralarda yerini alır. Okuduğum ve bundan sonra okuyacağım kitaplardan, farklı bakış açılarından bakmayı, yorumlama yetimi geliştirmeyi, farklı kültür yapısından insanlarla tanışmayı ve entelektüel bilgi birikimime kazanımlar sağlamasını isterim. Farklı türden ve farklı konulardan birçok eseri okumak donanımız açısından önemlidir. Kimi zaman sadece bir aşk hikâyesine ortak olmak, kimi zamanda bilinçaltımızın bize oynadığı oyunları görmek, psikolojik terminoloji içinde gezinmek ya da bir konu hakkında uzmanlaşmak için okuruz. Doğru kitaba ulaşmak hepimizin isteğidir. Bu konuda gereken özeni göstermek, okuma alışkanlığı kazanma sürecini hızlandırır. Asla boş zamanımızı değerlendirme aracı olarak görmemek lazım, hayatım...

Teşekkür Ederim

  Bizim insanımıza söylemesi zor gelen iki kelime vardır. Bunlar; 1-Teşekkür ederim 2- Özür dilerim Nezaket kuralları gereğince hareket etmek, olgun bir davranıştır. Görgü kuralları toplumun olmazsa olmazlarıdır. Kullananı yukarı, uygulamayanı aşağıya taşır. Özünde sevgi ve saygı barındırır. Keşke herkes hayatına entegre etse.  Takdir etmek ve özür dilemek oldukça zahmetsiz ve ince bir davranıştır. 💜 Minnettarlığımızı ya da üzüntümüzü göstermenin etkisi oldukça güçlüdür. Motivasyonu artırır. Bir yerde okumuştum şöyle yazıyordu; bazı insanlar rende gibidir, hep teşekkür bekler. Bazılarımız keser gibidir, hep teşekkür sunar. Oysa amaç, testere gibi olmaktadır. Hep teşekkür beklemek bize bir şey kazandırmaz ya da teşekkür etmek bizden bir şey kaybettirmez. Bu güzel sorumluluğu paylaşmak bizi daha mutlu kılar. İnsan ilişkilerinde kullanılan bu kelimeler kesinlikle sihir yaratır. İletişimi kuvvetlendirir. Bireylerle kurulan ilişkilerin temelinde ‘’sana değer veriyorum’’ hissi ...