Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şekilciliğe değil içeriklere odaklanalım…

  Hayat dediğin bir yansımadır. Ne ekersen onu biçersin ne söylersen onu duyarsın, yargılarsan yargılanırsın, yapıcı olursan kazanırsın, yıkıcı olursan yıkılırsın. Sen insanlara nasıl bakarsan insanlarda sana öyle bakar! Etiketler, lüks kıyafetler, abartılı zaferler mutluluğun tek yolu gibi gözükse de durumun özüne döndüğümüzde doğallık ve samimiyet kazanır her zaman. Bunlar zamanla öğrenilen öğretiler ve deneyimlemeler sonucu ortaya çıkar. Önyargılarımızdan sıyrıldığımızda farklı bir perspektiften bakıyor oluyoruz hayata. Bu da doğruya ve reel gerçeklere odaklanmamızı sağlıyor. Başkalarını yargılamaktan kendini geliştirmeye zaman bulamamış insanlar var etrafta maalesef. Bu hayat yolculuğunda; ceplerimize merhamet, nezaket, empati, saygı, samimiyet gibi dinamikleri doldurup, mutlu olmadığımız duraklarda fazla oyalanmadan, inandığımız yolda, inandığımız kişilerle kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Zaman zaman hayal kırıklıkları, zorluklar, güvensizlikler yaşatır insanlar ama b...

Çizgili Pijamalı Çocuk

  İnsanı,  sadece insan olduğu için sevdiğimiz yani dünyada din, dil, ırk, cinsiyet ayırımı yapmadığımız hiç bir dönem yok sanırım.🌑 Bu roman bizi 1939-1945 yılları arası Nazi dönemine götürüyor. 2. dünya savaşı zamanında Yahudi soykırımı, toplama kampları, gaz odaları, Hitler kısacası vahşet içeriyor. Ayrıca kitap okumayı sevmeyenler için kitabın aynı isimli 2008 yapımı bir filmi de bulunmaktadır. İster okuyun, ister izleyin sonunda hüzün dolacaksınız ve kalbiniz ağrıyacak. Duygusal olan kısmı da bu tarihi dönemin, bir çocuğun yaşadıkları gözünden anlatılmasıdır. Çocukların dili sevgidir. Ne din, ne ülke, ne kültür ayrımı yapmazlar. Sadece karşılıksız sevgi sunarlar, yetişkinlerin yapamadığı..💥 Gözlerini para, hırs, açgözlülük henüz sarmamıştır. Oldukça dramatik ve etkileyici bir öykü, sadeliği ve tarihi dönemi nedeniyle içine alıyor okuyucularını.   Bruno ile çıktığımız yolculuğun sonunda; tüm çocukların eşit şartlarda büyüdüğü bir dünya olsun istiyorsunuz. Dost...

Plasebo Etkisi

  Beynimizin bize oynadığı oyunları, yaşımız ilerledikçe kavramaya çalışıyoruz. Gençken anlayamadığımız ama olgunlaştıkça ve deneyimledikçe öğrendiğimiz bir konu. İnsan beynini de inceledikçe ne kadar derin ve ilginç olduğunu görüyoruz. Bunlardan bir tanesi de Plasebo etkisidir. Kişinin hastalığı için kanıtlanmış tedavi edici bir etkisi olmamasına rağmen bir ilacı aldığında kendini iyileştirebileceği algının oluşmasıdır. Plasebo, Latince kökenli bir kelime olup “Seni hoşnut edeceğim” anlamına geliyormuş. İnternette bu konuyla ilgili sayısız çalışmalar bulunmaktadır. Farklı alanlarda, farklı sonuçları olan deneysel çalışmaları okumak mümkün. En ilginç olanı da depresyona karşı bunun kullanılması, antidepresan ilaçları kadar etkili olduğu düşüncesi gerçekten çok kayda değer. Hiçbir etkisi olmadığı halde ilaç yerine vitamin verilen hastaların bir kısmında semptomların gözle görülür düzeyde iyileşme göstermesi bu etkinin varlığına inandırmaya yönlendiriyor. Aynı etkinin “etkin kon...

Kendini Sevme Molaları

  Hayat zorlu bir maraton.. Sürekli koşturma hali.. Bazen şöyle bir duraklayıp kendimize sormalıyız nereye ve neden bu kadar devamlı koşuyorum diye…🏃 Hep daha iyisine, daha mükemmeline sahip olmak adına yaşamı kaçırıyor olabiliriz. Salt mutluluğu yaşayamadığımıza göre fazla mı dinamiğiz diye sorguluyorum. İnsanın özüne dönmeye, kendini tanımaya ve kendini olduğu haliyle sevmeye ihtiyacı var. Kendini olduğun haliyle kabul etmek günümüzde oldukça zor, bunun birçok sebebi olabilir ama en yaygın sebep kendi özgüvenimizi başkalarının takdiri üzerine inşa etmemizdir. Biz yetişkinler ilgi ve takdirle beslenen varlıklarız. Gerekli mi? Şunu unutmayalım öz-farkındalık, öz-denetim ve öz-yükseliş beyinde kalıcı pozitif değişiklikler yaratma gücüne sahiptir.💣 Biraz olsun huzur bulmak istiyorsak “ kendimizi sevme molaları ” yapmamız gerekiyor. Bu yolculukta dinginlik, sadelik ve sakinlik gibi arkadaşlar eşlik edecek bize. Dış dünyadan ve etkenlerden biraz uzaklaşıp, kendimizi dinleme...

Linç Etmek

Günümüz vebası olarak nitelendirilen linç kelimesi, 1736-1796 yıllarında yaşayan Charles Lynch’in soyadından gelmektedir. Lynch, Amerikan bağımsızlık savaşı sırasında İngilizlerden yana olanları cezalandıran düzmece mahkemenin başkanıdır. Keyfi olarak uyguladığı acımasız yaptırımlarıyla ünlüdür kendisi. Maalesef bizler de, karşısındakini yok etmek için kullanmıyor muyuz bu durumu? Eleştirmeyi ve yargı dağıtmayı seven insanlarımız son zamanlarda oldukça arttı. Kendi gibi olmayana hiç saygısı olmayan bu hadsiz kişilerin psikolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Çünkü mutlu insan, kendi ile ilgilenen ve çevresini de mutlu eden insandır . Bu sorunlu kişilerin çocukluğuna inip travmalarını bulmak lazım. Fazla meraklı olmak çok tehlikeli bir durumdur .💣 Farkındalığı yüksek insanların kendi özüyle ilgili anlam arayışları vardır. Kendini bulmaya ve nasıl gelişebilirim diye kafa patlatmaya meyillidirler. Bu kendini boşlukta hisseden insan grubu ise mutsuzluğumu karşı tarafa nasıl geçirebi...