Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Uysallar

  Hakan Günday’ın yazdığı sert romanlar ile Onur Saylak’ın marjinal senaryoları birleşince biz seyirciler için muhteşem seyir zevki yüksek dizi, filmler oluşuyor. Her iki adamın zekâsına hayran olmamak elde değil. Her şeyden önce özgünler. Özellikle anlatımlarını metaforlarla süslemeleri ve doğru yerlere yerleştirdikleri alt metin mesajlarıyla vurucu bir etki yaratıyorlar. Dizide, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, başka bedenlerde sıkışıp kalmış ruhların, çevresindekiler öyle istiyor diye mahkûm ama normal gözükme çabası sarsıcı bir şekilde anlatılmış. Kısacası modern dünyanın sorunları.. Dış görünüşü ile iç dünyası buluşmayan insanların buluşma noktası adeta…👈 Dizide o kadar çok metafor var ki; dizi bittikten hemen sonra bir arkadaşla istişare yapma istediği duyuyorsunuz. Nedeni ise dizi içerisine ilmek ilmek işlenmiş farklı bakış açılarını ve duygularını anlama dürtüsünün açığa çıkmasıdır. Kabul edelim ki; dizinin rahatsız edici bir boyutu da var. Bir huzursuzluk kap...

Tehlikeli Tırmanış

Son zamanlar da ilgimi çeken bir kitap var ki o da;  Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu’nun ‘Tehlikeli tırmanış’ kitabı.. O bir yazar değil ama Everest zirvesine ulaşabilen birkaç bin şanslı insandan birisi. Bu kitap, bir iklim krizi ve Everest’e meydan okuma hikayesi.. Adrenalin severlerin merakla okuyacağı aynı zamanda iklim değişikliği ile ilgili alt metin mesajları olan, öğretici bilgilerin yer aldığı özgün ve eğlenceli bir kitap olarak değerlendirebilirim. İklim krizi ile ilgili birçok makale, yazı okudum fakat bu kadar somut örneklerle, terimlerle sıkmadan, herkesin anlayabileceği yalınlıkta anlatıma rastlamamıştım. Okudukça zenginleşiyorsunuz. Zaten kitap yazmasının amacının; geniş kitlelere iklim kriziyle mücadele için bir aydınlanma yaratmak olduğunu anlıyorsunuz. Hem gezegenimizin hem insanların gelecekte karşılaşacağı sorunları kitapta belirtip, çözüm önerileri sunarak konuları ele alması muhteşem bir yöntem. Küresel ısınma, plastik kirliliği, E-atıklar gibi çevresel sorunlar...

Dolandırıcılık

  Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte her şey nasıl şekil değiştiriyorsa dolandırıcılık sektörü de bir o kadar şekil değiştirdi ve yaygınlaştı. Son zamanlarda sosyal medya hesapları üzerinden kandırılan kişi sayısı oldukça fazla. O kadar çok çeşidi var ki yalan, dolanın birine düşmesen diğerine düşüyorsun. Mağdur olamamak elde değil.😠 Daha önceki bir yazımda siber zorbalıktan bahsetmiştim. Bu konu da başlı başına bir problem teşkil ediyor. Teknolojinin bize dayattığı kaos. Sanal dünya hiç o kadar da göründüğü gibi eğlenceli ve keyifli değil. Özellikle çocukların ve gençlerin uygun olmayan mecralarda dolaşması tehlikeli sularda yüzmesi gibi… Oxford Üniversitesi’nin hazırladığı rapora göre; Türkiye’de her 3 kişiden biri siber zorbalık yaşıyormuş. Bunlar arasında, izni olmadan sık sık arandığını veya yazılı mesaj aldığını söyleyenlerin oranı %25, rızası olmadan cinsel içerikli mesaj aldığını söyleyenlerin oranı %12, sosyal medyada itibarsızlaştırıldığını söyleyenlerin oranı ise %...

Ben sana demiştim…

Yakınlarımızdan sıkça duyduğumuz ama maalesef hiç hoşlanmadığımız bir cümlenin olduğunu düşünüyorum. O da; ‘’Ben sana demiştim.’’ Ne kadar gıcık bir söz değil mi?😠😠 Hayat her zaman doğru yaşamak için uygun şartlar sunmuyor. Bazen yanlışa sürüklenebiliyoruz ve biri hemen bu cümleyi yüzümüze yapıştırabiliyor. Gerçekten itici bir söz… Hayat benim hayatım. Herkes gibi olmak zorunda değilim. Sizin istediğiniz seçimleri yapmak zorunda hiç değilim. Bırakın herkes özgür olsun . Bazılarınız bayılıyor başkasının hayatına burnunu sokmaya ve karşısındakini eziklemek için bu cümleyi kullanmaya. Oldukça sinir bozucu… Söz insanoğlunun sahip olduğu en güçlü armağandır. Bunu verimli şekilde kullanıp büyüsü ve etkisinin ne kadar güçlü olduğunun farkında olmalıyız. Ağzımızdan çıkan kelimelerin etkisi kimi zaman motivasyon kaynağı olabiliyorken kimi zaman ise kişiyi yerle bir ediyor.💥 Papağan gibi sürekli aynı şeyi tekrarlayarak bunaltmak, kişiye yapılmış bir iyilik olmuyor. Bırakın herkes kendi...

Kendine ve evrene yapabileceğin iyilik..

  Artan endüstriyel hayat, endüstriyel gıdalar ve çevre kirliliği ile birlikte tehlike bizlere bir adım daha yaklaşıyor. Özellikle son yıllarda artan fütursuzca tüketim çılgınlığı hepimizin de bildiği üzere dünyaya oldukça zarar vermektedir. Plastik kullanımının artması, daha fazla atık ve doğa kirliliği birçok hastalığında oluşumuna da davetiye çıkarmaktadır. Doğaya duyarlı birer birey olmak ve bu farkındalığı yaymak hepimizin asli görevi olmalı. Bu durumda hem ekonomik hem ekolojik hem de sürdürülebilir çözümler yaratmamız gerekiyor. Gündemimizde bir de son yıllarda duyduğumuz karbon ayak izi meselesi var.  İnsanların dolaylı veya doğrudan sebep oldukları CO2 emisyonu ve bu emisyonun çevreye verdiği zararlar, karbon ayak izi üzerinden ölçeklendiriliyor.  Karbon ayak izimizi ne kadar azaltırsak gezegenimiz için o kadar olumlu adımlar atacağımızı söylüyor uzmanlar. Çevreyi ne kadar kirlettiğimizin bir ölçüsü bir nevi. Bu olumsuz gidişata dur demek adına ha...