Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Oldukça ‘’Basit’’

S osyal mecralar da gezinirken denk geldi; İngiliz Roman yazarı Daphne du Maurier ‘’lüksler hiç ilgimi çekmedi. Ben basit şeyleri seviyorum; kitapları, yalnız kalmayı ya da anlayan biriyle olmayı ’’demiş. Ne kadar güzel şey basit yaşamak… Karmakarışık olma hali, zihni çok yoran insanı anksiyeteye sürükleyen bir durum. Yaklaşık 5 yıldır sadeleşme evresine gelmek için çabalıyorum. Giysilerden, eşyalardan, sosyal yaşamıma kadar benle olan her şeyi, basite indirgeme hevesindeyim.. Hayatımızdaki fazlalıklardan kurtulmak zorlu bir süreç ama sonucu çok rahatlatıcı… Sadeleşince özgürleşiyorsun. Zihnen de öyle. Bu konu sizin de ilginizi çekiyorsa; 2020 yılında yazdığım ‘Minimalizm’ yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.✔ Sırtındaki yüklerden arınınca açık ve net bir yaşam döngüsüne başlamış oluyorsun. Bu basit zihne ulaşmak için bile denemeye değer… Hedefime tam olarak ulaşamadım ama eminim yapanlarınız vardır. Nasıl da özgür ve berrak bir hayat olsa gerek zamanının çoğunun kendine kalm...

Kişisel Blog

Dünyanın hızla dijitalleştiği bir dönemde, sesinizi duyurmanın ya da sınırsız bir şekilde duygu ve düşüncelerinizi paylaşmanın en kolay yolu, bir kişisel blog sayfasına sahip olmaktan geçiyor. Kişisel blog, sosyal medya hesaplarından (instagram, twitter, facebook vb.) daha ciddi, etkin ve daha da özelleştirebildiğiniz bir alan. Geniş kitlelere ulaşabileceğiniz, kendinizi rahat ve güvende hissedeceğiniz, özgür bir mecra. Blog kelimesini, Web-Login kelimelerinin harflerinden oluşan blog kısaltmasıyla ortaya çıkmış, web tabanlı paylaşım ağı olarak tanımlayabiliriz. Bu mecranın, sosyal medya hesapları kadar popüler olmasa da belirgin ve kaliteli bir kitlesi olduğunu düşünüyorum. Bunun için hem yazmayı hem de okumayı sevmek bunun yanı sıra içerik üretmek gerekiyor. Sayfanızı kurarken iyi bir tasarımcı, iyi bir yazar, iyi bir programcı olmanıza ise hiç gerek yok. Herkesin yapabileceği düzeyde, basit ve yalın blog sitesi kurabilirsiniz. Herhangi bir teknik altyapı ya da sermayeye ihtiya...

Kuş Uçuşu

İş yaşamının esnek diyalektikleri vardır. Kimi parayı bir araç olarak görür, etrafı tarafından saygı duyulmak, dürüstlük ve emeğinin karşılığını almak için çalışır. Kimi ise parayı bir amaç olarak görür ve bu yolda yapılan her hamle mubahtır. Dizi iş hayatının içindeki tüm insanları, bir ucundan sarıp sarmalıyor. Her sektörün içinde devirerek yıkıp geçen, değerleri olmayan kişiler olduğu gibi haysiyetli, düzgün ve iyi insanlarda var. Tıpkı hayat gibi…👆 Nitelik ve nicelik kavramlarının değiştiği günümüzde, yetkin ve eğitimli çalışan değil, algı yaratan başarılı oluyor. Dizide ki anlatıcı Nejat işlerin mesajları gibi.. Ses tonuyla diziye mükemmel oturmuş…💣 Kuşak çatışmasının da dizi de epey vurgulandığı gözlemleniyor. İş hayatında farklı jenarasyondan insanların farklı çalışma yöntemleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu kimi zaman iş yerlerinde kaos yaratırken kimi zamanda yenilikçi dönüşüm yaratıyor kurum ve kuruluşlarda. Bu biraz nasıl yönetebildiğin ile ilgili bir durum. Z kuşağ...

Uysallar

  Hakan Günday’ın yazdığı sert romanlar ile Onur Saylak’ın marjinal senaryoları birleşince biz seyirciler için muhteşem seyir zevki yüksek dizi, filmler oluşuyor. Her iki adamın zekâsına hayran olmamak elde değil. Her şeyden önce özgünler. Özellikle anlatımlarını metaforlarla süslemeleri ve doğru yerlere yerleştirdikleri alt metin mesajlarıyla vurucu bir etki yaratıyorlar. Dizide, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, başka bedenlerde sıkışıp kalmış ruhların, çevresindekiler öyle istiyor diye mahkûm ama normal gözükme çabası sarsıcı bir şekilde anlatılmış. Kısacası modern dünyanın sorunları.. Dış görünüşü ile iç dünyası buluşmayan insanların buluşma noktası adeta…👈 Dizide o kadar çok metafor var ki; dizi bittikten hemen sonra bir arkadaşla istişare yapma istediği duyuyorsunuz. Nedeni ise dizi içerisine ilmek ilmek işlenmiş farklı bakış açılarını ve duygularını anlama dürtüsünün açığa çıkmasıdır. Kabul edelim ki; dizinin rahatsız edici bir boyutu da var. Bir huzursuzluk kap...

Tehlikeli Tırmanış

Son zamanlar da ilgimi çeken bir kitap var ki o da;  Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu’nun ‘Tehlikeli tırmanış’ kitabı.. O bir yazar değil ama Everest zirvesine ulaşabilen birkaç bin şanslı insandan birisi. Bu kitap, bir iklim krizi ve Everest’e meydan okuma hikayesi.. Adrenalin severlerin merakla okuyacağı aynı zamanda iklim değişikliği ile ilgili alt metin mesajları olan, öğretici bilgilerin yer aldığı özgün ve eğlenceli bir kitap olarak değerlendirebilirim. İklim krizi ile ilgili birçok makale, yazı okudum fakat bu kadar somut örneklerle, terimlerle sıkmadan, herkesin anlayabileceği yalınlıkta anlatıma rastlamamıştım. Okudukça zenginleşiyorsunuz. Zaten kitap yazmasının amacının; geniş kitlelere iklim kriziyle mücadele için bir aydınlanma yaratmak olduğunu anlıyorsunuz. Hem gezegenimizin hem insanların gelecekte karşılaşacağı sorunları kitapta belirtip, çözüm önerileri sunarak konuları ele alması muhteşem bir yöntem. Küresel ısınma, plastik kirliliği, E-atıklar gibi çevresel sorunlar...