Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Glossofobi

H angi sektör de ya da meslek grubunda olursanız olun sunum yapmak durumunda kalmışsınız demektir. Özellikle satış yapmak için; etkili konuşma yaparak, karşınızdaki kişi ya da kişileri ikna etmek için gönüllü veya gönülsüz bu tekniği kullanıyorsunuzdur. Her ne kadar kaçmaya çalışsak da bir şekilde içinde buluyoruz kendimizi. Topluluk önünde etkili konuşmak bir yetenek değil, bir yetkinliktir. Başlıkta da bahsettiğim gibi Glossofobi, topluluk önünde konuşma korkusudur. Araştırmalara göre yapılan anketler sonucunda, kişilerde en az %41 oranında olan bir fobi imiş. Bu da önemli bir oran. Etkili konuşma sanatını icra etmekten çekinmemizin başlıca sebepleri vardır: Rezil olma korkusu, Heyecandan bildiklerini unutma düşüncesi, Sesim titrerse ya da kekelersem fikri, Önceden yaşanan olumsuz tecrübenin zihinde sürekli dönmesi, Yetersizlik hissi, Tehdit altında hissetmek, Beğenilmeme duygusu, Dinleyiciler tarafından yargılanma korkusu, Özgüven eksikliği, Anlatacağınız konuya hakim olmamak,...

Zülfü Livaneli ve Kitapları

İlk önce müzisyen olarak tanıdı ğ ı m ı z ve sonrasında müthi ş bir yazar olarak hayat ı m ı za dokunan ulvi bir sanatçı olarak tanımlayabilirim kendisini. Yaptı ğ ı m ü zikleri zaten keyifle dinlerdim, bu kadar iyi bir yazar oldu ğ unu zamanla gördüm ve kalemine hayran kaldım. Tüm eserleri ayrı bir keyif… Ba ş ka y ö nlerini de biliyoruz; senaristlik, yönetmenlik ve siyaset gibi. Şu anda ben o kısımlarıyla de ğ il yazarl ı ğ ı ile ilgileniyorum. Mutluluk kitabı ile bu serüvene ba ş lad ı m. Daha sonra Son Ada, Serenad, Konstantinye Oteli, Huzursuzluk, Karde ş imin Hikayesi.. Henüz okuyamadı ğ ı m da bir s ü r ü roman ı var. Umarım hepsini yakın zamanda bitirebilirim. Kendine has bir üslupla yazdı ğ ı kitaplar ı n hepsi ayr ı bir bilgi deposu ve özgün hikayeler içeriyor. A ş k, tarih, toplum sorunlar ı , farkl ı k ü lt ü r de ğ erleri gibi temalar bar ı nd ı r ı yor. Hikayelerin i ç inde muhakkak ö ğ retici bilgilere ula ş ı yorsunuz. Entelektüel tarzını kuvvetle gösteriy...

Sosyal Medya Bağımlılığı

Her konuda olduğu gibi, bir şeyi iyi yönüyle kullananlar kadar kötü amaçlı kullananlar da olduğunu biliyoruz. Modern yeni çağın popüler konusu olan ‘dijitalleşme’ mevzusu da kötü kullanıma çok açık bir konu. İnternetin ve beraberinde kullanılan sosyal medya araçlarının esiri olduysanız, bir an önce bu durumdan kurtulmanın derdine düşün yoksa iş, sosyal ve aile ilişkileriniz bozulabilir, yoksunluk, yalnızlık, huzursuzluk duygusu ağır basabilir. Araştırmalara göre haftanın en az 8.5 ile 21.5 saatleri arasında çevrimiçi olunması bağımlılık olarak değerlendiriliyormuş. Eğer kendinizi bu saatler içerisinde görüyorsanız ‘tutsaklık hali’ başlamış demektir.📲 Artık günümüzde gençler için o kadar çok uyarıcı var ki; sağlıklı internet kullanıcısı olmaları gerçekten zorlaştı. Oyun, tablet, Akıllı telefon, online alışveriş, sosyal medya mecraları (facebook, twitter, instagram, tiktok, clubhouse, twitch vb.) say say bitmez. Bu konuda ailelere de çok iş düşüyor. En azından baştan dikkatli d...

Tiyatro

Son günlerde birbirimize sorduğumuz o klişe soru; 1 yıldır en çok neyi özledin? ya da Pandemi bitince ilk ne yapmak istersin?💁  Cevabım kesinlikle tiyatroya gitmek. O kadar çok özledim ki atmosferini, soluksuz izlemeyi, oyuncuları ayakta alkışlamayı, dekorları, oyundan anlamlar çıkarmayı... Tiyatro, sinemadan ve diğer sanat dallarından çok farklı. Tiyatro tüm edebî türler içerisinde en canlı ve hayata en yakın olanıdır. Onun ruhuna girince hiç çıkmak istemiyorsun, hele ki karşında uyumlu, senkronize oyuncular varsa değmeyin keyfimize. Belki de gizemi göz göze olabilmekte.💯 Bu süreçte, online olarak tiyatro izlemeye devam ettim. Maalesef o zifiri karanlık ve saygıdan dolayı hareket etmeden, neredeyse soluk almadan izlenen o koltuk, sahne ihtişamı yoktu. Yine de Zorlu performans sanatlarının oyunlarına bayıldım. Bunları izleyerek bir nebze olsa da teselli buldum. Yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu, bu dönemde daha çok hissettirdi.  İzlediğim Oyunlar: Hırçın kız, 12.gece...

Müşkülpesent

Genellikle etrafımızda çözüm odaklı, motive edici ve akıllı insanlar olsun isteriz. Hayatımızı kolaylaştıran kişilerle çevrelenmeyi kim istemez ki! Bahaneler türeten ve bir türlü harekete geçemeyen insan tipleri ise tahammülü zorlayıcı oluyor. Herhangi bir konuda bin dereden su getiren kişilere verilen efor, boşa giden enerji beni tüketiyor. Bu müşkülpesent insanoğlu beğenecekte, başlayacakta, isteyecekte, istenilen işi tamamlayacakta… Armudun sapı üzümün çöpü derken koskoca hayat bitiveriyor. Kısacası tribal bir durum.💥 İş hayatında bu tarz insanlarla çalışmak oldukça yorucudur. Bahaneler arkasında yaşayan ve zorluk çıkarmaktan keyif alan bu kişilerle, kimse takım çalışması ya da bir proje çalışması yapmak istemez çünkü motivasyon önemli ve gereklidir bu koşullarda. Uzak durmak kendi selametimiz açısından öncelikli bir durum.😉 Karşısındaki kişi kırılmasın diye bahaneler uydurmak yerine, kolayca hayır diyebilmeli insan içtenlikle. Dürüst olmak daha değerli bir davranış. Yalanl...