Ana içeriğe atla

Glossofobi

Hangi sektör de ya da meslek grubunda olursanız olun sunum yapmak durumunda kalmışsınız demektir. Özellikle satış yapmak için; etkili konuşma yaparak, karşınızdaki kişi ya da kişileri ikna etmek için gönüllü veya gönülsüz bu tekniği kullanıyorsunuzdur. Her ne kadar kaçmaya çalışsak da bir şekilde içinde buluyoruz kendimizi.

Topluluk önünde etkili konuşmak bir yetenek değil, bir yetkinliktir.

Başlıkta da bahsettiğim gibi Glossofobi, topluluk önünde konuşma korkusudur. Araştırmalara göre yapılan anketler sonucunda, kişilerde en az %41 oranında olan bir fobi imiş. Bu da önemli bir oran.

Etkili konuşma sanatını icra etmekten çekinmemizin başlıca sebepleri vardır:

  • Rezil olma korkusu,
  • Heyecandan bildiklerini unutma düşüncesi,
  • Sesim titrerse ya da kekelersem fikri,
  • Önceden yaşanan olumsuz tecrübenin zihinde sürekli dönmesi,
  • Yetersizlik hissi,
  • Tehdit altında hissetmek,
  • Beğenilmeme duygusu,
  • Dinleyiciler tarafından yargılanma korkusu,
  • Özgüven eksikliği,
  • Anlatacağınız konuya hakim olmamak,
  • Beden dilini etkin kullanamamak,
  • Odaklanamamak,

Öncelikle sunuma inanarak başlamak gerekiyor. Doğru nefes almak ve anlatmak istediğimiz konuya hakim olmak, iyi bir başlangıç için şart. Anda kalıp, yapacağınız işi eğlenceli hale getirerek ve doğru üslup kullanarak sürdürmek sizi başarıya götürecektir. Diksiyon için artikülasyon egzersizleri yapabilirsiniz.

Prova yapmakta bir nevi işinizi sağlama almak için gereklidir. Bunu kafaya takarak fobi haline getirmemek için zihninizi odaklamalısınız. Kaygı ve endişelerden arınmak lazım. Deneyimledikçe konuşma becerisi de bir öncekinden daha iyisine mutlaka ulaşacaktır. Kimse mükemmel olmak zorunda değil, salt en iyiye ulaşmak değil amacımız, karşı tarafa anlatmak istediğimizi iyi ifade edebilmek. Her zaman söylerim hata yapmakta insana dair. Unuta da biliriz, bocalaya da biliriz önemli olan idare edebilmek. Güler yüz, espiri yapmak, merak uyandırmak, hikayeler anlatmak ya da dinleyicilere soru sormak gibi alternatifleriniz olduğunu da unutmayın. Karşınızdakilere ya da dinleyicilere doğru bir imaj bırakabilmek aslı olan…

Her şeye rağmen kendinizi yeterli hissetmiyorsanız da bir uzmanla çalışmak en doğrusu olacaktır. Bu konu için başarılı hayat koçlarından ders almak mümkün. Çokta konuyu uzatmadan çözümlemek gerekiyor. Yoksa geç kalırsanız sizde bir Glossofobi sahibisiniz demektir. Bu durum işinize engel olabilir. Ancak korkularımızın üstüne gidebilirsek mücadele edebiliriz.💥

Diyebilirsiniz ki sen bu konuda çok mu iyisin de ahkam kesiyorsun. İtiraf ediyorum, değilim. Ben de önceden topluluk önünde konuşurken (sunum yaparken) kekeledim, unuttum anlatacaklarımı, elim titredi kısacası heyecanıma hakim olamadım. Zamanla insan tecrübe ederek daha iyi oluyor. Bir de bir uzman yardımı ile bu konuya bakış açımı değiştirdim. Ama bunları yapmakta biraz geciktim. Siz siz olun zaaflarınız erken fark edin, üstüne kafa yorun ya da erken destek alın ki FOBİLERİNİZ olmasın.💪

Her iletişim probleminin arkasında yapmaktan kaçındığın 10 dakikalık bir konuşma vardır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurtlarla Koşan Kadınlar

                                       Uzun zaman önce kitaplığıma eklediğim ama bir türlü başlayamadığım ve sonunda cesaret edip okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu ilginç kitabın yazarı bir psikanalist. Bu durumdan da anlaşılacağı üzere derin analiz ve betimlemeler var. Kabul edelim kolay okunabilen bir kitap değil. Okumak biraz zaman alıyor. Bir çırpıda bitirilemeyip, sindire sindire okunacak türde. Psikolojiye ilgisi olanlar için olağanüstü düşündürücü iken, ilgisi olmayanlar için bir kenara atıp bırakacağı bir kitap minvalinde… Bir dönem Sigmund Freud ’ un öğrencisi olan, bir süre beraber de çalışmış yazarımız Clarissa Estes, onun kuramından ayrılarak analitik psikoloji kuramını geliştiren Carl Gustav Jung görüşlerinin takipçisi olmuş. Kitapta ilk defa gördüğüm ve araştırma yaptığım Jung psikolojisi ,  kişilik tiplerinin davranışları nasıl şekillendirdiği ile ...

Zülfü Livaneli ve Kitapları

İlk önce müzisyen olarak tanıdı ğ ı m ı z ve sonrasında müthi ş bir yazar olarak hayat ı m ı za dokunan ulvi bir sanatçı olarak tanımlayabilirim kendisini. Yaptı ğ ı m ü zikleri zaten keyifle dinlerdim, bu kadar iyi bir yazar oldu ğ unu zamanla gördüm ve kalemine hayran kaldım. Tüm eserleri ayrı bir keyif… Ba ş ka y ö nlerini de biliyoruz; senaristlik, yönetmenlik ve siyaset gibi. Şu anda ben o kısımlarıyla de ğ il yazarl ı ğ ı ile ilgileniyorum. Mutluluk kitabı ile bu serüvene ba ş lad ı m. Daha sonra Son Ada, Serenad, Konstantinye Oteli, Huzursuzluk, Karde ş imin Hikayesi.. Henüz okuyamadı ğ ı m da bir s ü r ü roman ı var. Umarım hepsini yakın zamanda bitirebilirim. Kendine has bir üslupla yazdı ğ ı kitaplar ı n hepsi ayr ı bir bilgi deposu ve özgün hikayeler içeriyor. A ş k, tarih, toplum sorunlar ı , farkl ı k ü lt ü r de ğ erleri gibi temalar bar ı nd ı r ı yor. Hikayelerin i ç inde muhakkak ö ğ retici bilgilere ula ş ı yorsunuz. Entelektüel tarzını kuvvetle gösteriy...

Dijital Dönüşüm

2020 yılında yaşadıklarımız bize gösterdi ki yeni bir dönüşüm çağı başlıyor. Bu yeni çağa palas pandıras girdiğimiz için, biraz sudan çıkmış balık misali merakla izliyoruz değişimleri. Gerçekten her konuda eşi görülmemiş bir zamanda yaşıyoruz gibi hissediyorum. Özellikle iş hayatı çalkantılar eşiğinde, iflaslar hat safhada fakat bir o kadar da online ticaretin içinde olanlar top noktalarını yaşıyor. Dijitalleşen dünyanın hızını ve kolaylığını iş hayatımıza taşımak gerekiyor. Geçenlerde katıldığım bir zoom toplantısında, şirketlerin ayakta kalmak için otomasyon kullanmalarının büyük bir gereklilik olduğu söylendi. Yapay Zeka Platformu ile oluşturulmuş yazılımlar firmaları öne çıkaracak gibi duruyor.  Dijital dünyaya hızlı, çevik adımlar atanlar adaptasyon süresini kısaltıp daha sürdürülebilir hale gelecekler. Aslında bu dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ile birlikte başladı ve yaşanan Corona süreci ile de maksimum seviyeye ulaştı. Yeni düzenle birlikte iş sürelerine harcadığımız zaman...

Hedefler

Sizlere özellikle son 4-5 yıldır uygulamaya başladığım yıllık hedef koyma ve değerlendirme alışkanlığımdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle 2020 yılında yapmayı planladığım hedeflerimi, 2019’un son dönemimde ajandama not almıştım. Her ne kadar dünya dijitalleşse de ve biz de bu DEĞİŞİME ayak uydurmak durumda kalsak da, ben kendime ait özel notlarımı hala ajandama yazıyorum. Kâğıt ve kaleme değmek, dokunmak daha samimi ve daha ilham verici geliyor. Tabi ki iş hayatında her şey dijital ve hızlı, belki de bu yüzden biraz olsun kendimi dinlemek ve dış dünyadan sıyrılmak adına bu eski yöntemi kullanıyorum . İş hayatında hedefler genelde ' SMART'  olur. Ölçülebilir ve rasyonel olmasına özen gösterilir. Benim günlük hayatımda yaptıklarım bu konudan çok uzak, sadece ritüel olması için yapılan bir çeşit eğlence gibi düşünün.🙆 Neden böyle bir alışkanlık kazanmak için uğraştığım konusuna gelirsek; beni hayallerim konusunda motive ediyor ve hedefleri yazılı olarak belirlediğim için sonuc...

Otomatik Portakal

  H erkesin okumasa bile adını duyduğu, kült kitaplar listesinde yerini alan, bu ilginç kitapla buluşmaktan mutluluk duydum ve sizlerle de paylamak istedim. Romanın baş karakteri ALEX şiddet eğilimli 15 yaşında genç bir çocuktur. Kitabın birinci bölümünde Alex ve çetesinin yaptığı kötülüklerden bahsediliyor ve anlatılanlar insanı rahatsız ediyor. Okurken mideme kramp girdi. Kahramanımız bir kadının ölümüne sebep olduğu için hapishaneye giriyor ve ikinci bölüm de orada yaşadıklarını anlatıyor. Alex’e devlet hapishanesinde psikolojik bir ceza yöntemi uygulanıyor. Suçluları topluma kazandırma programı adı altında bir faşizm. Yöntemi de oldukça ilginç…💣 Üçüncü bölümde ise hapishaneden çıktıktan sonraki yaşamı anlatılıyor. O başlarda nefret ettiğimiz Alex’e zamanla acımaya başlıyoruz. Arkadaşlarının ihaneti, etrafındakilerin çıkarları için onu kullanmalarına üzülüyoruz bile…Son bölümdeyse kendiyle hesaplaşmasını görüyoruz. İyilik ve kötülük kavramlarını düşündüren, toplumsal el...