Ana içeriğe atla

Düşünce Gücü

‘Ne yersen o'sun’ cümlesi, son zamanlarda şu şekilde değişti ‘ne düşünürsen o'sun.’ ❤

Düşüncelerimiz son derece güçlüdür. İnsanoğlu bunun farkında değildir zaten bu gücün farkında olsa etrafımızda fırtınalar kopar. Hatta etkileşim manyetiği kasırga etkisindedir.

Herhangi bir zaman diliminde kafanızdan geçirdiğiniz ya da hakkında konuştuğunuz kişiyi pat diye karşınızda bulduğunuz veya telefonunuz çaldığında daha ekranı görmeden şu kişi arıyordur diye içgüdüsel olarak hissedip evet oymuş dediğiniz olmadı mı? Bunlar tesadüf değil düşünce enerjisidir.

Kimimizin hissiyatı çok kuvvetlidir kimi daha materyalist bu yüzden bu noktada, tüm insanlar aynı fikirde olmuyor. Bu konuda yazılmış sayısız kitap, makale var. Bunları okumak da kişiyi bu konuda uzman yapmıyor, önemli olan sadece içten inanmak…

Kendi hayatımızı bloke etmemek için inançlarımıza ve düşüncelerimize yön vermeyi öğrenmeliyiz. Arkadaş grupları arasında altıncı hissi, sezgisi kuvvetli ya da psişik güçleri olduğunu düşündüğünüz kişi ya da kişiler vardır. Bu kişiler aslında düşüncelerini doğru frekansta tutanlardır. Enerjileri ve hisleri yüksektir. İlahi güce inanarak ve hissederek erişmişlerdir.

Daha huzurlu ve daha mutlu bir yaşam istiyorsanız düşüncelerinizi olumluya, pozitife odaklamak durumundasınız. Şifalanmak için dua okunur, meditasyon, olumlama, terapi vb. şeyler yapılır. Hepsi farklı faaliyetler olsa da ortak payda da düşünce gücüyle hareket edip hayra olanı isteme dürtüsü vardır.

Nicola Tesla ‘evrenin gizemini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim yasaları ile düşünün’ demiştir.👏

Kendimizi öncelikle bolluk, bereket ve sevgiye kodlamamız gerekiyor ki düşüncelerimizdeki atalardan ya da coğrafyamızdan gelen kötü, negatif eğilimi değiştirelim. Hayat bize inandığımızı yaşatan bir sistemdir.💣

Düşünce gücü ile deneyimlemeler yapan uzmanlar, hayatımız boyunca tüm yaşadıklarımız gibi hastalıkların da kendi düşüncelerimiz ile ortaya çıktığını düşünüyorlar. Son zamanlarda düşünce gücüyle tedavi yöntemleri tap yapmış seviyede. Herkes bilinçaltını nasıl yönetebileceğini ve sonrasında nasıl daha huzurlu bir yaşam tadabileceğini öğrenmenin peşinde…Bende bundan 5 yıl öncesine kadar maddeye inanan bir insandım ve bu konulardan çok uzaktım. Sonrasında yaşadığım tecrübeler, okuduklarım, hissettiklerim, gördüklerim ve şahit olduklarımdan dolayı hayata bakışım değişti. Şuanda enerjiye inanıyorum. İnsan bilinçlendikçe detayı görmeye başlıyor. Büyük resmi fark ediyor ve inançlarını şekillendiriyor.

Her şey başka her şeyle bağlantılıdır. Kuantum teorisinin dehası olan fizikçi Max Planck Nobel ödülü aldığı zaman şunları söylemiş: Tüm hayatını maddenin keşfine adamış bir fizikçi olarak, atom üzerine yaptığım araştırmaların sonucunda size şunu söyleyebilirim; Aslında madde diye bir şey yok! Madde denilen şeylerin hepsi, atomaltı parçacıkları titreştirerek küçücük güneş sistemleri şeklinde bir arada tutan bir güç tarafından oluşturuluyorlar ve hepsi o güçten ibaret. Bu gücün ardında bilinçli ve akıllı bir ruhun olduğunu varsaymak zorundayız. İşte bu ruh tüm maddelerin temelidir.


Yorumlar

  1. ‘ne düşünürsen osun.’ ❤ iyi düşün iyi olsun:) Bugün de uyandığımız için çok şanlıyız, hepimizin kıymetli bir hayatı var ve bunu boşa harcamamalıyız... Tüm enerjimizi kendimiz geliştirmek, kalbimizle başkalarına ulaşmak herkesin iyiliğini sağlayacak şekilde aydınlanmak için kullanmayı seçmeliyiz.... başkalarına karşı iyi niyetli olmalıyız... Yaşasın hayat.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Psişik güçlerini her zaman hayra yorman dileğiyle... Enerjisini en iyi frekansta tutan arkadaşım❤

      Sil
  2. Yaşamımızın kaynağı elbet kendimizde...Bunun da titreşimi en yüksek SEVGİ enerjisinden geçtiğine inanıyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurtlarla Koşan Kadınlar

                                       Uzun zaman önce kitaplığıma eklediğim ama bir türlü başlayamadığım ve sonunda cesaret edip okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu ilginç kitabın yazarı bir psikanalist. Bu durumdan da anlaşılacağı üzere derin analiz ve betimlemeler var. Kabul edelim kolay okunabilen bir kitap değil. Okumak biraz zaman alıyor. Bir çırpıda bitirilemeyip, sindire sindire okunacak türde. Psikolojiye ilgisi olanlar için olağanüstü düşündürücü iken, ilgisi olmayanlar için bir kenara atıp bırakacağı bir kitap minvalinde… Bir dönem Sigmund Freud ’ un öğrencisi olan, bir süre beraber de çalışmış yazarımız Clarissa Estes, onun kuramından ayrılarak analitik psikoloji kuramını geliştiren Carl Gustav Jung görüşlerinin takipçisi olmuş. Kitapta ilk defa gördüğüm ve araştırma yaptığım Jung psikolojisi ,  kişilik tiplerinin davranışları nasıl şekillendirdiği ile ...

Zülfü Livaneli ve Kitapları

İlk önce müzisyen olarak tanıdı ğ ı m ı z ve sonrasında müthi ş bir yazar olarak hayat ı m ı za dokunan ulvi bir sanatçı olarak tanımlayabilirim kendisini. Yaptı ğ ı m ü zikleri zaten keyifle dinlerdim, bu kadar iyi bir yazar oldu ğ unu zamanla gördüm ve kalemine hayran kaldım. Tüm eserleri ayrı bir keyif… Ba ş ka y ö nlerini de biliyoruz; senaristlik, yönetmenlik ve siyaset gibi. Şu anda ben o kısımlarıyla de ğ il yazarl ı ğ ı ile ilgileniyorum. Mutluluk kitabı ile bu serüvene ba ş lad ı m. Daha sonra Son Ada, Serenad, Konstantinye Oteli, Huzursuzluk, Karde ş imin Hikayesi.. Henüz okuyamadı ğ ı m da bir s ü r ü roman ı var. Umarım hepsini yakın zamanda bitirebilirim. Kendine has bir üslupla yazdı ğ ı kitaplar ı n hepsi ayr ı bir bilgi deposu ve özgün hikayeler içeriyor. A ş k, tarih, toplum sorunlar ı , farkl ı k ü lt ü r de ğ erleri gibi temalar bar ı nd ı r ı yor. Hikayelerin i ç inde muhakkak ö ğ retici bilgilere ula ş ı yorsunuz. Entelektüel tarzını kuvvetle gösteriy...

Dijital Dönüşüm

2020 yılında yaşadıklarımız bize gösterdi ki yeni bir dönüşüm çağı başlıyor. Bu yeni çağa palas pandıras girdiğimiz için, biraz sudan çıkmış balık misali merakla izliyoruz değişimleri. Gerçekten her konuda eşi görülmemiş bir zamanda yaşıyoruz gibi hissediyorum. Özellikle iş hayatı çalkantılar eşiğinde, iflaslar hat safhada fakat bir o kadar da online ticaretin içinde olanlar top noktalarını yaşıyor. Dijitalleşen dünyanın hızını ve kolaylığını iş hayatımıza taşımak gerekiyor. Geçenlerde katıldığım bir zoom toplantısında, şirketlerin ayakta kalmak için otomasyon kullanmalarının büyük bir gereklilik olduğu söylendi. Yapay Zeka Platformu ile oluşturulmuş yazılımlar firmaları öne çıkaracak gibi duruyor.  Dijital dünyaya hızlı, çevik adımlar atanlar adaptasyon süresini kısaltıp daha sürdürülebilir hale gelecekler. Aslında bu dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ile birlikte başladı ve yaşanan Corona süreci ile de maksimum seviyeye ulaştı. Yeni düzenle birlikte iş sürelerine harcadığımız zaman...

Hedefler

Sizlere özellikle son 4-5 yıldır uygulamaya başladığım yıllık hedef koyma ve değerlendirme alışkanlığımdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle 2020 yılında yapmayı planladığım hedeflerimi, 2019’un son dönemimde ajandama not almıştım. Her ne kadar dünya dijitalleşse de ve biz de bu DEĞİŞİME ayak uydurmak durumda kalsak da, ben kendime ait özel notlarımı hala ajandama yazıyorum. Kâğıt ve kaleme değmek, dokunmak daha samimi ve daha ilham verici geliyor. Tabi ki iş hayatında her şey dijital ve hızlı, belki de bu yüzden biraz olsun kendimi dinlemek ve dış dünyadan sıyrılmak adına bu eski yöntemi kullanıyorum . İş hayatında hedefler genelde ' SMART'  olur. Ölçülebilir ve rasyonel olmasına özen gösterilir. Benim günlük hayatımda yaptıklarım bu konudan çok uzak, sadece ritüel olması için yapılan bir çeşit eğlence gibi düşünün.🙆 Neden böyle bir alışkanlık kazanmak için uğraştığım konusuna gelirsek; beni hayallerim konusunda motive ediyor ve hedefleri yazılı olarak belirlediğim için sonuc...

Otomatik Portakal

  H erkesin okumasa bile adını duyduğu, kült kitaplar listesinde yerini alan, bu ilginç kitapla buluşmaktan mutluluk duydum ve sizlerle de paylamak istedim. Romanın baş karakteri ALEX şiddet eğilimli 15 yaşında genç bir çocuktur. Kitabın birinci bölümünde Alex ve çetesinin yaptığı kötülüklerden bahsediliyor ve anlatılanlar insanı rahatsız ediyor. Okurken mideme kramp girdi. Kahramanımız bir kadının ölümüne sebep olduğu için hapishaneye giriyor ve ikinci bölüm de orada yaşadıklarını anlatıyor. Alex’e devlet hapishanesinde psikolojik bir ceza yöntemi uygulanıyor. Suçluları topluma kazandırma programı adı altında bir faşizm. Yöntemi de oldukça ilginç…💣 Üçüncü bölümde ise hapishaneden çıktıktan sonraki yaşamı anlatılıyor. O başlarda nefret ettiğimiz Alex’e zamanla acımaya başlıyoruz. Arkadaşlarının ihaneti, etrafındakilerin çıkarları için onu kullanmalarına üzülüyoruz bile…Son bölümdeyse kendiyle hesaplaşmasını görüyoruz. İyilik ve kötülük kavramlarını düşündüren, toplumsal el...