Ana içeriğe atla

Kendini Sevme Molaları


 Hayat zorlu bir maraton.. Sürekli koşturma hali.. Bazen şöyle bir duraklayıp kendimize sormalıyız nereye ve neden bu kadar devamlı koşuyorum diye…🏃

Hep daha iyisine, daha mükemmeline sahip olmak adına yaşamı kaçırıyor olabiliriz. Salt mutluluğu yaşayamadığımıza göre fazla mı dinamiğiz diye sorguluyorum. İnsanın özüne dönmeye, kendini tanımaya ve kendini olduğu haliyle sevmeye ihtiyacı var. Kendini olduğun haliyle kabul etmek günümüzde oldukça zor, bunun birçok sebebi olabilir ama en yaygın sebep kendi özgüvenimizi başkalarının takdiri üzerine inşa etmemizdir. Biz yetişkinler ilgi ve takdirle beslenen varlıklarız. Gerekli mi? Şunu unutmayalım öz-farkındalık, öz-denetim ve öz-yükseliş beyinde kalıcı pozitif değişiklikler yaratma gücüne sahiptir.💣

Biraz olsun huzur bulmak istiyorsak “kendimizi sevme molaları” yapmamız gerekiyor. Bu yolculukta dinginlik, sadelik ve sakinlik gibi arkadaşlar eşlik edecek bize. Dış dünyadan ve etkenlerden biraz uzaklaşıp, kendimizi dinlemeliyiz ki daha sonra yolumuza kaldığımız yerden daha güçlü devam edebilelim.  Kendine özgürleşmek ve bir dönüşüme şahit olmak muhteşem bir süreçtir. Umarım yaşamak için cesaretiniz vardır.💪

Sürekli daha iyisine sahip olmak için yapılan çabalamaların sonunda, insanın tatmin duygusu kalmıyor. Hep “ya sonra” sorusu ve kaos…❌

Biraz daha minnettar, şefkatli ve kusurlarımızı olduğu gibi kabul ederek bu inanışa başlarsak, hırslarımızın önüne geçebiliriz. Bakış açımızı değiştirmek ise yeniden doğmak kadar değerli. Algınızı doğru yönetirseniz, mutluluğun başarıda, aşkta, kazançta olmadığını görebileceksiniz.💗


Şimdi sizinle sosyal medya da okuduğum ve bayıldığım bir yazı paylaşacağım:👇

Bir sevgilin olunca, o birkaç kilodan kurtulunca, istediğin okulu kazanınca veya beklediğin terfii alınca… Yaşamın mucizevi bir dönüşüm geçirmeyecek. Düşündüğün gibi kendini bir anda sevmeye başlamayacaksın… .Çünkü kendine şefkat göstermenin yolunu dışarıda aradıkça, çubuğun ucundaki havucun peşinde koşmaktan yorgun düşmüş bir at gibi, hedeflerinin peşinde sürüklenip duracaksın.

Aslında hiç yaşamadan, var olduğun gibi mutlu olmadan…

Hep eksiklerini tamamlamaya çalışacaksın. Hayatının büyük çoğunluğu yaşadığın anda değil, zihninin içindeki dar ve karanlık koridorlarda kaybolmuş şekilde geçiyor.

O yolları aydınlatmanın tek yolu ise algını değiştirmek…

Sahip olduğun bu tek, biricik hayatı güzelleştirmek istiyorsan, mutluluğunu dış koşullara bağlamayı bırakıp, içine odaklanmalısın.

Zihnini değiştirmek huzur bulmanın tek yolu… Kendini sevmeye, olduğun gibi kabul etmeye başlamak için şartlar listesi oluşturmayı bırak.

Eksik değilsin tamamlanmaya ihtiyacın yok. Olduğun gibi, olduğun kadar, bu halinle tam da şimdi SEN YETERLİSİN…


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurtlarla Koşan Kadınlar

                                       Uzun zaman önce kitaplığıma eklediğim ama bir türlü başlayamadığım ve sonunda cesaret edip okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu ilginç kitabın yazarı bir psikanalist. Bu durumdan da anlaşılacağı üzere derin analiz ve betimlemeler var. Kabul edelim kolay okunabilen bir kitap değil. Okumak biraz zaman alıyor. Bir çırpıda bitirilemeyip, sindire sindire okunacak türde. Psikolojiye ilgisi olanlar için olağanüstü düşündürücü iken, ilgisi olmayanlar için bir kenara atıp bırakacağı bir kitap minvalinde… Bir dönem Sigmund Freud ’ un öğrencisi olan, bir süre beraber de çalışmış yazarımız Clarissa Estes, onun kuramından ayrılarak analitik psikoloji kuramını geliştiren Carl Gustav Jung görüşlerinin takipçisi olmuş. Kitapta ilk defa gördüğüm ve araştırma yaptığım Jung psikolojisi ,  kişilik tiplerinin davranışları nasıl şekillendirdiği ile ...

Zülfü Livaneli ve Kitapları

İlk önce müzisyen olarak tanıdı ğ ı m ı z ve sonrasında müthi ş bir yazar olarak hayat ı m ı za dokunan ulvi bir sanatçı olarak tanımlayabilirim kendisini. Yaptı ğ ı m ü zikleri zaten keyifle dinlerdim, bu kadar iyi bir yazar oldu ğ unu zamanla gördüm ve kalemine hayran kaldım. Tüm eserleri ayrı bir keyif… Ba ş ka y ö nlerini de biliyoruz; senaristlik, yönetmenlik ve siyaset gibi. Şu anda ben o kısımlarıyla de ğ il yazarl ı ğ ı ile ilgileniyorum. Mutluluk kitabı ile bu serüvene ba ş lad ı m. Daha sonra Son Ada, Serenad, Konstantinye Oteli, Huzursuzluk, Karde ş imin Hikayesi.. Henüz okuyamadı ğ ı m da bir s ü r ü roman ı var. Umarım hepsini yakın zamanda bitirebilirim. Kendine has bir üslupla yazdı ğ ı kitaplar ı n hepsi ayr ı bir bilgi deposu ve özgün hikayeler içeriyor. A ş k, tarih, toplum sorunlar ı , farkl ı k ü lt ü r de ğ erleri gibi temalar bar ı nd ı r ı yor. Hikayelerin i ç inde muhakkak ö ğ retici bilgilere ula ş ı yorsunuz. Entelektüel tarzını kuvvetle gösteriy...

Dijital Dönüşüm

2020 yılında yaşadıklarımız bize gösterdi ki yeni bir dönüşüm çağı başlıyor. Bu yeni çağa palas pandıras girdiğimiz için, biraz sudan çıkmış balık misali merakla izliyoruz değişimleri. Gerçekten her konuda eşi görülmemiş bir zamanda yaşıyoruz gibi hissediyorum. Özellikle iş hayatı çalkantılar eşiğinde, iflaslar hat safhada fakat bir o kadar da online ticaretin içinde olanlar top noktalarını yaşıyor. Dijitalleşen dünyanın hızını ve kolaylığını iş hayatımıza taşımak gerekiyor. Geçenlerde katıldığım bir zoom toplantısında, şirketlerin ayakta kalmak için otomasyon kullanmalarının büyük bir gereklilik olduğu söylendi. Yapay Zeka Platformu ile oluşturulmuş yazılımlar firmaları öne çıkaracak gibi duruyor.  Dijital dünyaya hızlı, çevik adımlar atanlar adaptasyon süresini kısaltıp daha sürdürülebilir hale gelecekler. Aslında bu dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ile birlikte başladı ve yaşanan Corona süreci ile de maksimum seviyeye ulaştı. Yeni düzenle birlikte iş sürelerine harcadığımız zaman...

Hedefler

Sizlere özellikle son 4-5 yıldır uygulamaya başladığım yıllık hedef koyma ve değerlendirme alışkanlığımdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle 2020 yılında yapmayı planladığım hedeflerimi, 2019’un son dönemimde ajandama not almıştım. Her ne kadar dünya dijitalleşse de ve biz de bu DEĞİŞİME ayak uydurmak durumda kalsak da, ben kendime ait özel notlarımı hala ajandama yazıyorum. Kâğıt ve kaleme değmek, dokunmak daha samimi ve daha ilham verici geliyor. Tabi ki iş hayatında her şey dijital ve hızlı, belki de bu yüzden biraz olsun kendimi dinlemek ve dış dünyadan sıyrılmak adına bu eski yöntemi kullanıyorum . İş hayatında hedefler genelde ' SMART'  olur. Ölçülebilir ve rasyonel olmasına özen gösterilir. Benim günlük hayatımda yaptıklarım bu konudan çok uzak, sadece ritüel olması için yapılan bir çeşit eğlence gibi düşünün.🙆 Neden böyle bir alışkanlık kazanmak için uğraştığım konusuna gelirsek; beni hayallerim konusunda motive ediyor ve hedefleri yazılı olarak belirlediğim için sonuc...

Otomatik Portakal

  H erkesin okumasa bile adını duyduğu, kült kitaplar listesinde yerini alan, bu ilginç kitapla buluşmaktan mutluluk duydum ve sizlerle de paylamak istedim. Romanın baş karakteri ALEX şiddet eğilimli 15 yaşında genç bir çocuktur. Kitabın birinci bölümünde Alex ve çetesinin yaptığı kötülüklerden bahsediliyor ve anlatılanlar insanı rahatsız ediyor. Okurken mideme kramp girdi. Kahramanımız bir kadının ölümüne sebep olduğu için hapishaneye giriyor ve ikinci bölüm de orada yaşadıklarını anlatıyor. Alex’e devlet hapishanesinde psikolojik bir ceza yöntemi uygulanıyor. Suçluları topluma kazandırma programı adı altında bir faşizm. Yöntemi de oldukça ilginç…💣 Üçüncü bölümde ise hapishaneden çıktıktan sonraki yaşamı anlatılıyor. O başlarda nefret ettiğimiz Alex’e zamanla acımaya başlıyoruz. Arkadaşlarının ihaneti, etrafındakilerin çıkarları için onu kullanmalarına üzülüyoruz bile…Son bölümdeyse kendiyle hesaplaşmasını görüyoruz. İyilik ve kötülük kavramlarını düşündüren, toplumsal el...