Birkaç tane pire, bir fanusun içine bırakılır ve burada
yaşamaya başlarlar. Bir zaman sonra fanusun zemini ısıtılmaya başlanır. Zemin,
pirelerin ayaklarını yaktığı için zıplamak zorunda kalırlar. Fanusun yüksekliği
de 30 cm’den az olduğu için pireler fazla yükselemezler. Bir gün cam tavan
tamamen kaldırılır. Pireler artık istedikleri kadar yükseğe zıplama özgürlüğüne
sahiplerdir. Ne var ki hiçbiri 30 cm üzerine çıkamaz. Engelleri olmadığı halde
sanki cam tavan varmışçasına sınırlamışlardır kendilerini.
Aynı şeyleri bazı insanlarda da görmüyor muyuz?
Potansiyelleri olduğu halde ailelerinden, kültürlerinden öğrendikleri sınırları,
yaşamlarının merkezlerine koyuyorlar. Arzu ettikleri hayallerini kimi zaman
gerçekleştiremiyorlar. İnsanın da yaptığı şey fanusun içinde hapsolmaktan
farksız… Yani engeller zihnimizde…
Yaşadığımız toplumda; özgür ruhlu olmak, inatçı, muhalif ve
radikal olmak, arıza ya da ukala olmak sanılıyor. Hâlbuki gerçekte hayallerinin
peşinde olan insanlar, reelde yaşamın tadını çıkarıyor. Engellerini bir bir
aşıyor. Cesaretli ve mutlu bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar.
Çevrenizdeki insanların sizin için ne düşündüğünün hiçbir
önemi yok, sen ne isen osun… olmak istediğin…
Kendiniz için hayatınızdaki görünmez engelleri kaldırın.
‘’Zaten yapamayacağım’’ düşüncesi asla aklınızda olmasın. Özgüveniniz her daim cebinizde, yolculuğa düşe kalka devam edin.
Sonunda mutlaka ama mutlaka özgün
olun.
Bu sendromda bize gösteriyor ki kişiler, önlerine bazen
kendileri engel koyabiliyorlar. Kısıtlamaları kaldırmak gene bizim elimizde.
Yaşamınızda öğrenilmiş çaresizlik olmasın…
Bizlere yansıtılan kalıpların içinde yaşamak zorunda değiliz.
Herkes inandığı doğruların peşinde koşmakta özgürdür. Başarmak için önce
inanmak ve sonra harekete geçmek gerekir. Burada da devreye ‘atalet’ girer. Atalet, amaca yönelik
eyleme geçmeme durumu olarak ifade edilir. Yeni başlangıçlar için hem hevesiniz
hem de cesaretiniz olursa, atalete yenilmiş olmazsınız. Maalesef bu durum, bazı kişilerin
başarısızlıklarının sebebidir. Kontrolü
elinize alıp her daim beyninizi çalıştırın çünkü beyin düzgün çalışmadığı zaman
diğer organları da hemen etkiliyor.
Yaptığım araştırmalar sonucunda bu sendromun açıklamasının, kadınlar
üzerinden yapıldığını gördüm. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bilimsel
çalışmaları açıklamak için de kullanılıyor. Nedir biz kadınların çektiği, iş
hayatında örselenme, toplumda bastırılma, sokakta taciz… Eşit koşullar yaratmak
bu kadar zor olmamalı. Kadınların iş hayatındaki başarıları ortada, anlatmaya
gerek olduğunu düşünmüyorum. Başarılı ve çalışkan olmanın cinsiyeti yoktur.
“Engellerden yılmayın, hayat yolunda ki
engeller aşmak içindir, takılmak için değil." La Edri
Yorumlar
Yorum Gönder