Ana içeriğe atla

PodCast

Bundan 5 sene öncesine kadar hayatımızın içinde olmayan ama son zamanlarda yıldızı parlayan bir yayıncılık şeklidir. Bir nevi sesli blog olarak adlandırabiliriz.

2000’li yıllarda Apple’ın MP3 müzik medya oynatıcısı IPOD sayesinde ortaya çıkmıştır. Podcast kelimesi, IPOD ve Broadcast’in (yayın yapmak) kelimelerinin kısaltması olarak literatürümüzde yerini almış bulunmaktadır.

Eskiden radyo programlarında müzik dışında sohbetler oluyordu şimdi ise dijital sohbet programlarının evirilmesiyle bu şekle geldi. Kişisel fikirlerin ya da konusunda uzman yetkililerin bir konu etrafında fikirlerini söyledikleri, o konu hakkında bildiklerini aktardıkları bir program şeklinde ilerliyor. İş dünyasından pazarlamaya, spordan seyahate ve kişisel gelişime kadar bir çok kategoride içerikler sunuyorlar. Podcast dinlemek için ihtiyacınız olan yalnızca internet erişimi olan bir telefon.

Bu içerikler içinden farklılık yaratmak ise; anlatan kişinin ses tonuyla, kişinin diksiyonuyla, anlatılan konunun işleyiş biçimiyle, konunun özgünlüğü ile olabilir diye düşünüyorum.

Podcast’lerin en önemli özelliği başka bir iş yapma özgürlüğü tanıyor olmasıdır. Herhangi bir şey okumadan bilgi sahibi olma şansı da sunuyor. Özellikle seyahat halinde, beklerken, araba kullanırken, spor yaparken ya da yemek yaparken dinleyebileceğiniz içerikler bulmak paha biçilemez. Hızlı yaşam temposu içinde farklı konular hakkında bilgi edinmenin ve eğlenceli vakit geçirmenin en hızlı yolu. Postcast’lerin ortalama süresi 45 dakika oluyor.

Özellikle Z kuşağının elinin altında olan bu sesli yayıncılık, onlar için oldukça ulaşılabilir. Zaten artık gençler sesli kitap uygulamasını da çokça kullanıyorlar. Buna rağmen orta ve üstü yaş grubu ise daha gelenekselci olduğu için kitaba değerek, kokusunu hissederek okuma taraftarı. Ben de bu gruptan bir kişi olarak sesli kitap dinleyemiyorum. Bir yerden sonra konsantrasyonum bozuluyor. Eski tarz okuma alışkanlığı tercihim. Ancak Podcast’lerin kısa süreli olmasından dolayı daha çok kullanıcısı olduğunu düşünüyorum.

Teknolojinin ilerlemesiyle ile başlayan dijital devrim, bakalım nice değişik yöntemler sunacak bizlere, bekleyip göreceğiz… Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir dünyada ‘’bilmiyorum’’ kelimesi yakında tedavülden kalkacak gibi görünüyor…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kurtlarla Koşan Kadınlar

                                       Uzun zaman önce kitaplığıma eklediğim ama bir türlü başlayamadığım ve sonunda cesaret edip okuduğum bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu ilginç kitabın yazarı bir psikanalist. Bu durumdan da anlaşılacağı üzere derin analiz ve betimlemeler var. Kabul edelim kolay okunabilen bir kitap değil. Okumak biraz zaman alıyor. Bir çırpıda bitirilemeyip, sindire sindire okunacak türde. Psikolojiye ilgisi olanlar için olağanüstü düşündürücü iken, ilgisi olmayanlar için bir kenara atıp bırakacağı bir kitap minvalinde… Bir dönem Sigmund Freud ’ un öğrencisi olan, bir süre beraber de çalışmış yazarımız Clarissa Estes, onun kuramından ayrılarak analitik psikoloji kuramını geliştiren Carl Gustav Jung görüşlerinin takipçisi olmuş. Kitapta ilk defa gördüğüm ve araştırma yaptığım Jung psikolojisi ,  kişilik tiplerinin davranışları nasıl şekillendirdiği ile ...

Zülfü Livaneli ve Kitapları

İlk önce müzisyen olarak tanıdı ğ ı m ı z ve sonrasında müthi ş bir yazar olarak hayat ı m ı za dokunan ulvi bir sanatçı olarak tanımlayabilirim kendisini. Yaptı ğ ı m ü zikleri zaten keyifle dinlerdim, bu kadar iyi bir yazar oldu ğ unu zamanla gördüm ve kalemine hayran kaldım. Tüm eserleri ayrı bir keyif… Ba ş ka y ö nlerini de biliyoruz; senaristlik, yönetmenlik ve siyaset gibi. Şu anda ben o kısımlarıyla de ğ il yazarl ı ğ ı ile ilgileniyorum. Mutluluk kitabı ile bu serüvene ba ş lad ı m. Daha sonra Son Ada, Serenad, Konstantinye Oteli, Huzursuzluk, Karde ş imin Hikayesi.. Henüz okuyamadı ğ ı m da bir s ü r ü roman ı var. Umarım hepsini yakın zamanda bitirebilirim. Kendine has bir üslupla yazdı ğ ı kitaplar ı n hepsi ayr ı bir bilgi deposu ve özgün hikayeler içeriyor. A ş k, tarih, toplum sorunlar ı , farkl ı k ü lt ü r de ğ erleri gibi temalar bar ı nd ı r ı yor. Hikayelerin i ç inde muhakkak ö ğ retici bilgilere ula ş ı yorsunuz. Entelektüel tarzını kuvvetle gösteriy...

Dijital Dönüşüm

2020 yılında yaşadıklarımız bize gösterdi ki yeni bir dönüşüm çağı başlıyor. Bu yeni çağa palas pandıras girdiğimiz için, biraz sudan çıkmış balık misali merakla izliyoruz değişimleri. Gerçekten her konuda eşi görülmemiş bir zamanda yaşıyoruz gibi hissediyorum. Özellikle iş hayatı çalkantılar eşiğinde, iflaslar hat safhada fakat bir o kadar da online ticaretin içinde olanlar top noktalarını yaşıyor. Dijitalleşen dünyanın hızını ve kolaylığını iş hayatımıza taşımak gerekiyor. Geçenlerde katıldığım bir zoom toplantısında, şirketlerin ayakta kalmak için otomasyon kullanmalarının büyük bir gereklilik olduğu söylendi. Yapay Zeka Platformu ile oluşturulmuş yazılımlar firmaları öne çıkaracak gibi duruyor.  Dijital dünyaya hızlı, çevik adımlar atanlar adaptasyon süresini kısaltıp daha sürdürülebilir hale gelecekler. Aslında bu dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ile birlikte başladı ve yaşanan Corona süreci ile de maksimum seviyeye ulaştı. Yeni düzenle birlikte iş sürelerine harcadığımız zaman...

Hedefler

Sizlere özellikle son 4-5 yıldır uygulamaya başladığım yıllık hedef koyma ve değerlendirme alışkanlığımdan bahsetmek istiyorum. Öncelikle 2020 yılında yapmayı planladığım hedeflerimi, 2019’un son dönemimde ajandama not almıştım. Her ne kadar dünya dijitalleşse de ve biz de bu DEĞİŞİME ayak uydurmak durumda kalsak da, ben kendime ait özel notlarımı hala ajandama yazıyorum. Kâğıt ve kaleme değmek, dokunmak daha samimi ve daha ilham verici geliyor. Tabi ki iş hayatında her şey dijital ve hızlı, belki de bu yüzden biraz olsun kendimi dinlemek ve dış dünyadan sıyrılmak adına bu eski yöntemi kullanıyorum . İş hayatında hedefler genelde ' SMART'  olur. Ölçülebilir ve rasyonel olmasına özen gösterilir. Benim günlük hayatımda yaptıklarım bu konudan çok uzak, sadece ritüel olması için yapılan bir çeşit eğlence gibi düşünün.🙆 Neden böyle bir alışkanlık kazanmak için uğraştığım konusuna gelirsek; beni hayallerim konusunda motive ediyor ve hedefleri yazılı olarak belirlediğim için sonuc...

Otomatik Portakal

  H erkesin okumasa bile adını duyduğu, kült kitaplar listesinde yerini alan, bu ilginç kitapla buluşmaktan mutluluk duydum ve sizlerle de paylamak istedim. Romanın baş karakteri ALEX şiddet eğilimli 15 yaşında genç bir çocuktur. Kitabın birinci bölümünde Alex ve çetesinin yaptığı kötülüklerden bahsediliyor ve anlatılanlar insanı rahatsız ediyor. Okurken mideme kramp girdi. Kahramanımız bir kadının ölümüne sebep olduğu için hapishaneye giriyor ve ikinci bölüm de orada yaşadıklarını anlatıyor. Alex’e devlet hapishanesinde psikolojik bir ceza yöntemi uygulanıyor. Suçluları topluma kazandırma programı adı altında bir faşizm. Yöntemi de oldukça ilginç…💣 Üçüncü bölümde ise hapishaneden çıktıktan sonraki yaşamı anlatılıyor. O başlarda nefret ettiğimiz Alex’e zamanla acımaya başlıyoruz. Arkadaşlarının ihaneti, etrafındakilerin çıkarları için onu kullanmalarına üzülüyoruz bile…Son bölümdeyse kendiyle hesaplaşmasını görüyoruz. İyilik ve kötülük kavramlarını düşündüren, toplumsal el...